ANA SAYFA I BÖLÜM 1 I BÖLÜM 2 I BÖLÜM 3 I BÖLÜM 4 I BÖLÜM 5 I BÖLÜM 6 I KAYNAKÇA I ÖZGEÇMİŞ


BÖLÜM 2

KENT KİMLİĞİ ÜZERİNE ULUSLARARASI ÇALIŞMALAR

    2.1. ULUSLARARASI KİMLİK TANIMI VE ŞARTNAMELERİ
    Son yıllarda " Tarihi Değer " anlayışında değişiklikler olmuştur. Avrupa kentlerinde korunması söz konusu olan binaların büyük bir kısmı; 19. yy. ın geç dönemine ait, çoğu, savaşta bombardıman sonucu harap olmuş ve önemli bir yapı potansiyeli oluşturan yapılardı. Bu binalar zamanla tarihi araştırmaların odak noktasını oluşturdular. Bunun sonucunda, tarihi önemi olan bina ve alanların korunması, daha geniş bir aktivite alanına yayıldı; ilgili kurum ve kuruluşların disiplinlerarası yaklaşımları ile toplum tarihinin göstergesi olan, ancak daha önce korunması düşünülmeyen binalar da koruma kapsamına alındı. Bu yaklaşım daha çok geleneksel mimariyi, kültürlerinin göstergesi olarak korumayı amaçlayan, sosyalist ülkelerde belirgin olarak ortaya çıkarmıştır. Gelişmelerin iki farklı sonucu:
    a. Kent planlama amaçlarını yeniden düzenlemek
    b. Halkın desteğine de önem vererek, koruma ile ilgili kuruluşların yetkilerini güçlendirmek olarak görülmüştür ve kent planlamada genel koruma yaklaşımı gelişmiştir.1
    Bu gelişmelerin bir sonucu da kuşkusuz " Kent Kimliği" olmuştur. Kent planlamada oluşan genel koruma yaklaşımı, yeni amaçlar ve halkın desteği ile kültüre önem verilmesini sağlamış; her kentin kendi kültürüne sahip çıkması da kimlik olayını ortaya koymuştur.
    Avrupa' da 20. yy. başlarından beri, şehircilik üzerine yapılan önemli uluslararası seminerleri ve çıkarılan şartnameleri gözden geçirecek olursak;
    1. 6. Uluslararası Mimarlar Kongresi - Madrid 1904
    2. Atina Konferansı 21-30 Ekim 1931
    3. Uluslararası Modern Mimarlık Kongresi (Atina Antlaşması) 1933
    4. 2. Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi (Venedik Tüzüğü) - 25-31 Mayıs 1964
    5. Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme
    6. Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmeye T.C. nin Katılmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
    7. Milletlerarası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye Milli Komitesi Yönetmeliği
    8. Avrupa Mimarlık Mirası Sözleşmesi- 26 Eylül 1975
    9. " " " - Amsterdam Bildirisi - 24 Ekim 1975
    10. Tarihi Alanların Korunması ve Çağdaş Rolleri Konusunda Tavsiyeler (Nairobi) - 26-30 Kasım 1976
    11. Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (Granada)- 3 Ekim 1985
    12. " " " " Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun2
    olarak sıralandığını görürüz. Bu kanun ya da şartnamelerin tümü, "Kent Kimliği" tanımına ya da kavramına bizi götüren unsurlardır. 1992 yılında İspanya' da yapılan "Uluslararası Kimlik Şartnameleri " Paneli de kimlik konusunda başlatılan çalışmaların ya da tanımlamaların ilkidir.
    Avrupa Topluluğu'nun yerleşmelerin ekolojik prensipler çerçevesinde ve sürdürülebilir biçimde geliştirilmesi amacına yönelik olarak, ana prensipleri koyduğunu görmekteyiz. Buna göre Avrupa'da son 10 yıllarda giderek daha belirgin hale gelen kırsallaşma eğiliminin sakıncalarına dikkat çekerek, yoğunlaşma yönünde adımlar atılması istenmektedir. 1990 yılında onaylanan " Kentsel Çevreye İlikin Yeşil Kitap" da:
    · Şehirlerin toplulaştırılması
    · Karışık kullanımın desteklenmesi
    · Şehir dışına kaçan kullanımların boşalttığı alanların, başka kullanımlara açılması
    · Özel araba/ulaşım ihtiyacının azaltılması
    · Enerji tasarrufunun özendirilmesi ve doğal kaynak kullanımında dikkatli davranılması
    · Halkın katılımının desteklenmesi
    · Tarihi kimliklerin korunması
    temel prensipler olarak kabul edilmiştir.

    2.2. FRANSA' DA KENT KİMLİĞİ UYGULAMALARI
    Fransa'da kültürel mirasa verilen önem ilk olarak 31 Aralık 1913 tarihli yasayla belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla;
    a) 31 Aralık 1921
    b) 23 Temmuz 1927
    c) 27 Ağustos 1941
    d) 27 Eylül 1941
    e) 25 Tubat 1943
    f) 24 Mayıs 1951
    tarihli yasalar ve
    a) 23 Ekim 1958 tarihli yönetmelik
    b) 7 Ocak 1959 ve 18 Nisan 1961 tarihli kararnameler
    c) 21 Temmuz ve 31 Aralık 1961 tarihli yasalar
    d) 6 Şubat 1969, 28 Ağustos 1969 ve 10 Eylül 1970 tarihli kararnameler
    e) 23 Aralık 1970 tarihli yasa
    ile yapılan değişikliklerle, önlemler arttırılmıştır.4

    2.2.1. Tarihi Bina ve Anıtların Değerlendirilip Canlandırılması
    Fransa, Avrupa'nın geçmişten bugüne mimari miras olan çok sayıda binanın bulunduğu bir ülkedir. Son yıllarda, tarihi anıtlardan faydalanma sonucu tehlikeli bir durum almıştır. Bu binaların pekçoğu, halen özel kişiler ait olup; bunları devam ettirmede veya bunu yapmaya istekli insanlar bulmakta güçlükle karşılatılmaktadır.
    Eski ev ve binaların ister günlük, isterse nadiren kullanılsın; toplumun sosyal, ekonomik, kültürel ve pratik ihtiyaçları doğrultusunda gereken önlemler alınarak canlandırılması gerektiği gündeme gelmiştir.
    Bir binayı sadece estetik nedenlerle restore etmek yerine; binanın orjinal fonksiyonunu devam ettirmek veya onun mimari ve iç düzenini bozmadan, aynı zamanda bulunduğu çevre veya kentin karakterini düşünerek yeni bir binaya uyarlamak fikri hakim olmuştur.5
    Fransa, kentler ağları (orta büyüklükteki kentlerin avantajlarını büyük kentlerin dışsal ekonomileri ile birlikte sunmayı amaçlıyor) yaratma çabasında özgün bir model peşindedir. Çünkü yaratılacak kentler ağının, yalnızca büyük metropollerin olumsuzluklarına değil, doymuşluğa erişme sürecine girmiş olan Avrupa'daki mevcut kentler ağlarına da alternatif olması arayışındadır.
    Ekim 1993'te tartışmaya açılan yeni ülke düzenleme şemasında 12 bölgede, bu anlamda kentler ağı oluşturulması öngörülmüştür. Öngörülen kentler ağlarının farklılığı, kimliği ne olacaktır? Üst düzey teknoloji, hızlı ulaşım ve iletişim bütün kentler ağlarının taşıması zorunlu özelliklerdir. Ayrıcalık, yaşam kalitesi gibi göreceli bir kavrama dayalı olarak sağlanacaktır.Kentsel yaşam kalitesini yükseltmek için Fransa, kentsel kültür mirasına ve zengin doğasına güvenmektedir.6
    Fransa'da kent yenileme çalışmaları, 1922 yılında Le Corbusier'in Fransa ve Paris için yaptığı yeni kent planları ile gündeme gelmiştir. Le Corbusier'in modern mimarlık ve kent formu ile modern teknolojiye bağlı olarak oluşturduğu fikirleri:
    1. " Une Ville Contemporaine" (3 Milyon kitilik) - 1922
    2. " Une Cite Industrielle" (2 " " ) - 1922
    3. " Plan Voisin (Neighborhood Plan)" - 1925
    4. " La Ville Radieuse" - 1935
    5. " Le Plan de Paris" - 1937
    olarak sıralayabiliriz.7

 

Şekil 2

    2.2.2. Paris'te Kent Kimliği Çalışmaları
    Paris'in kimlik tanımlamalarını sıralamaya kalkarsak;
    - Işıklar kenti
    - Özgürlük ve Etitlik kenti
    - Dünyanın kültür başkenti
    - Aşıklar kenti
    - Sanayi, Ticaret ve Turizm kenti
    - Sanat ve Sanatçılar kenti
    vb. daha pekçok kimlikle karşılaşırız. Paris'in insanlara hissettirdiği en önemli düşünce "Sanat hayatın amacı olabilir" cümlesidir. Yaklaşık 2000 yıllık bir yerleşim merkezi olan kentin bugünkü kent çekirdeği, Gal kabilesince oluşturulmuştur.
    Romalılar döneminde gelişen kent, "Su Ortasındaki Konak Yeri" anlamına gelen" Lutetia" adını almıştır. İtalyan Rönesansı'ndan daha çok tkilenerek, daha çok gelişmeye başlamıştır(Şatafat , kültürel zenginlik ve siyasi olarak).
    Paris'in bugünkü görüntüsünü belirleyen 1853-1870 yılları arasında vali Haussmann' ın uygulamaları olmuştur.Hassmann'ın yaptıkları arasında;
    · Bulvarlar açması
    · Paris sakinlerine göre belediye hizmetleri gerçeklettirmesi
    vb. hizmetleri sıralayabiliriz.
    Nüfus ve kent yerleşim alanlarının büyümesi ise 2. Dünya Savaşı sonrasına rastlamaktadır. 1960'lara kadar olan dönemde ise nüfus artışı %100 olmuştur.
    Kentin tarihsel çekirdeği Seine Nehri kıyısındaki iki yakadan oluşmaktadır:
    · Sağ yakada; it ve moda merkezleri, lüks mahalleler
    · Sol yakada; bohemler ve entellektüeller
    bulunmaktadır. Bugün Seine Nehri kıyısında modern iş merkezleri ve gökdelenler yükselmesine rağmen, çekirdeğin tarihsel dokusu halen varlığını korumaktadır. Kentin konuya tutucu yaklaşanları ise; dokunun artık bozulmaya başladığını, çok yakında manzaranın tanınmaz hale geleceğini savunmaktadırlar. Onlara göre sorun, Paris'in yaşam tarzının değişmesinden kaynaklanmaktadır.10

    Hergün 2 milyon özel aracın trafiğe çıkması, hava kirliliği, gürültü ve trafik; Parisli'lerin %91'ini " Kent stresi içersinde ve yorgun" hissetmesine, %55'inin de " Başka bir yerde yaşama" isteğini gündeme getirmiştir. Victor Hugo'nun şu sözleri Paris'i daha iyi tanımlamaya yetecektir: " Paris'e derinliğine bakarsanız, başınız döner. Derin baktığınızda, hiçbirşey fantastik değildir, trajik ve şahane olan birşey de yoktur ".11

Şekil 3

Paris Kentinden Görüntüler



    2.3. ALMANYA'DA KENT KİMLİĞİ UYGULAMALARI
    Almanya' da öncelikle kentsel koruma kavramı gelişmiştir. Tarihi binaların ve alanların korunması ve kentsel koruma, farklı yollarla geliştirilmiş iki etkinlik alanıdır. Tarihi önemi olan bina ve alanların korunması yüzyıldan daha eski bir geleneğe dayanırken; kent planlamanın ve mimarlığın bir parçası sayılan kentsel koruma (stadterhaltung) yaklaşımı nispeten yeni bir kavramdır. Son 20 yılda kentsel koruma ayrı bir ilgi alanı olmuş ve bugünkü anlamını bulmuştur13
    Yapılan ve düzenlenen tüm yasalar daha korumaya yönelik ölçütler getirmektedir. Bu amaçla ülkede kent planlamayla ilgili olarak:
    1. Federal İmar Yasası (1976' da yeni düzenleme)
    2. Şehir Yenileme ve Kent Gelişme Yasası
    geliştirilmiştir.14
    Şehir yenileme ve kent gelişme yasası, yenilenecek olanların yeniden geliştirilmesi için daha ileri araçlar sunar (sanierungsbiete). Kötü durumdaki binalar hakkında yasa, yıkım ve yeniden inşaata izin verir. Fakat aynı zamanda modernizasyon ve tamir için de eşit önemde ölçütler koyar. Eğer yerel planın ana amacı kentin korunması ise daha başka yasal olanaklar da mevcuttur. Bazı durumlarda da artistik ve tarihi anıtlara ek olarak özel kültürel değerler oluşturulmuttur.15

    2.3.1. Celle Kentinde Kimlik Çalışmaları 16
    Celle; Hannover, Brunswick ve Hamburg arasındaki en önemli merkezdir. 1958'den beri otoriteler yarı-ahşap cepheli binalara öncelik vermekteyken; 1975'ten sonra, önerilen geliştirme şeması ile kentsel görünümü korumak için uğraşmaktadırlar.
    Bu uğraşa bağlı olarak "Kent koruma memurları kavramı geliştirilmittir.
    · Kent Koruma Memurları
    · Yerel Esnaf ve İşadamları
    · Tehir Meclisi
    nin de önemli katkılarıyla; kent, yerel gelişme üzerindeki tüzüğünün ana iilkelerine dayanarak eski bölümlerinin korunması ve canlandırılması konusunda başarılı olmuştur.
    Eski yerleşimin canlılığını, iş merkezi fonksiyonu sağlamaktadır. Kentin merkezi pozisyonu ile servis merkezi olarak eski kentin fonksiyonu; eski kentin yeniden canlandırılması için gerçek bir neden olarak görülmüştür.

Şekil 4

Celle Kenti Kent Dokusu ve Yerleşim Alanları

    2.4. İNGİLTERE'DE KENT KİMLİĞİ UYGULAMALARI
    İngiltere'de koruma, tam anlamıyla 1950'lerden sonra gündeme gelmiştir. Ulusal politikayı, hükümet ve çevre bakanlığı saptayıp, belediye uygulamaktatadır.3000 koruyucu dernek vardır. "Sit koruma sınırı" kararını 1967'de almışlardır.18
    1993 yılında getirilen "planlama politikası rehberi" ile, planlamanın hangi ilkeler doğrultusunda yapılması gerektiği belirtilmiş ve yerel idarelerin de bu doğrultu da hareket etmesi öngörülmüştür. 19
    Parçacı planlama, özellikle İngiltere'de planlama pratiğinde eylem planlaması (action planning) şeklinde yer almaktadır. Bu planlama anlayıoşında genellikle, gerektiğinde, proje uygulaması ya da konu planlaması şeklinde bir yaklaşım tanımlanmaktadır (Parçacı yaklaşımla plan dışı alanlar imara açılmakta; o çevredeki ekolojik değerler dikkate alınmamaktadır).20
    İngiltere'de özellikle Londra'ya belirli bir kimlik kazandırabilmek için, çeşitli kent modelleri önerilmiştir. Bu modeller, yeniden oluşturma (Rebuilding) anlamında önerildiyse de belli bir düzene bağlı kalınmıştır.
    a. John Evelyn's Planları (1661- 1666- 1667)
    b. Sir Christopher Wren's Planı (17. yy. sonları)
    c. Valentine Knight's Planı (1707- 1709)
    d. John Gwynn's Planı (1766)
    e. Adam Kardeşler; Adelphi Terrace Planı (1768)
    f. John Wood; Royal Crescent Planı (1767)
    g. Craig; Edinburg Planı (1767)
    h.John Nash; Regent Parkı ve Caddesi (!9. yy. başları) 21

Şekil 5

Londra 17. ve 18. YY. Kent Modelleri


    2.4.1. Londra'da Kent Kimliği Çalışmaları
    Londra'lılar eskiye olan bağlılıklarını, kentsel ilkelerini bozmamak için; yeniyi dışarıda yaratacaklarına, genelde içerde yaratmayı tercih etmişlerdir.
    Londra'daki meydanların (Trafalgar Meydanı veya Oxford Caddesi gibi mekanların) kent içindeki konumları, fonksiyonları, yaşam yoğunlukları ve bu yaşayan mekanlardaki yeni tasarlanmış, uygulanmış ya da uygulanmakta olan yapıların, o mekanlara olan kentsel tasarım boyutundaki etkileri;
    1. Binaların kentsel bütün içinde, bütünü tamamlayacak bir model parça mı?
    2. Yapıldığı çağın özelliklerini yansıtan ve günün koşullarına uygun, gerçek ve somut kentsel mekanlar niteliğinde mi?
    olduğu tartışılmalıdır.
    a. Mekanlar birbirine yakın, ama bu mekanların yaşama zamanları farklı
    b. Binalar insanlara çekici gelsin amacıyla oluşturulmuş(Renkler, yapı, cepheler)
    c. Kentler, yapıların içine akmış durumda (Trocadero, Mowenpick Restaurant)
    d. Londra'nın içindeki, kent elemanları tasarımı eskiden uzaklaşmıyor
    e. Değişen koşullar ile yeni kavramı, yaşamın her kademesinde ortaya çıkmaktadır.23

Şekil 6

Londra Kent Dokusu

    2.5. HOLLANDA'DA KENT KİMLİĞİ UYGULAMALARI
    Hollanda'da kent kimliği çalışmalarında 1976 yılında kabul edilen "Woonerf" uygulaması oldukça başarılı olmuştur. Bir sokak mekanının yol enkesitinin tümünde, yayaların taşıtlara göre üstün kılınması anlayışını içeren sistem; La Hey ile Rotterdam arasında bulunan Delf kentinde ilk olarak uygulandı. "Paylaşımlı Yol Düzenlemesi" sistemini oluşturan nedensel amaçları şöyle sıralayabiliriz:
    1. Hollanda'lı çocuk, hangi sınıftan olursa olsun,sokakta büyüyen çocuktur.
    2. Sokak mekanları gibi kamu mekanları, Hollanda kentlerinde, herzaman kentli için bir toplanma, buluşma, birarada olma yeri olarak işlev görmütlerdir.
    Bu iki nedene karşıt olarak daha 1970'lerin başlarında binek taşıtı, hem artan sayısı, hem de çerçeveye olumsuz etkileri ile sokak mekanlarının günlük yaşamdaki yerini önemli ölçüde kısıtlamıştı. Sistem başarılı olunca, bunu izleyen birkaç yıl içersinde de Hollanda'nın diğer bazı kentlerinde de uygulandı. Başlangıçta bu kapsama alınan komşuluk kümeleri veya yakın komşuluklar kentin varolan dokusundan seçiliyorken; daha sonra bazı yeni komşuluk çevreleri, proje aşamasında "Woonerf" (yaşam avlusu ya da kent avlusu) ilkelerine göre tasarlanmıştır.25
    Kamu mekanlarının norm ve standartlara bağlanmış en güzel uygulaması olan Woonerf Sistemi;
    · Bütün aktiviteleri aynı aksta taşıyor (taşıt, oyun alanı, dinlenme, peyzaj)
    · Sokak mekanına girmeden önce bu sistemi gösteren tablolar mevcut
    · Getirilen normlara herkes uymak zorunda
    · Kendi mahallelerinde bu sistemi isteyip istememe, halkın katılımına bağlı
    · Taşıtlar, saatte 20 km. (insanın yürüme hızı) ile gitmek zorunda
    gibi önemli özellikleri kapsamaktadır.26

    2.5.1. Amsterdam'da Kent Kimliği Çalışmaları
    13. yy. da kurulan Amsterdam'da; limanı, denizcileri,yakından tanıyınca kendini ele veren,sıcak, sevecen ve özgür kimliğiyle, halen Ortaçağ'dan kalma kent dokusunu bulmak mümkündür.
    Bir balıkçı kasabası olarak kurulan kent, 17. yy. da dünyanın sayılı ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Çok sayıda ada ile bu adaların kanal ve köprülerle birbirine bağlanmasından oluşan kentin yerleşme merkezi, şehri ikiye bölen Amstel ırmağının iki yanında kurulmuştur. Bu merkez bugün de kentin dokusunu oluşturmaktadır. Bu bölgede yüzyıllardır korunan kimi eğik, kimi geniş, kimi dar sivri çatılı tipik Amsterdam evleri bozulmadan durmaktadır.27
    Amsterdam, nüfusu metropoliten alanla birlikte 1 milyonu bulmayan, ama hareketli ve canlı dokusuyla, renkli ve özgür kimliğiyle yaşayan bir kenttir. Bir caz kenti olan Amsterdam, özellikle "jazz cafe" leriyle ünlüdür. Bu kahvelerde en ummadığınız zamanda tanınmış bir sanatçıyı dinleme fırsatı edinmeniz de mümkündür. Çoğu şehrin ünlü meydanı "Leidspleine" e açılan sokaklarda bulunan, Bourbon Street, Bimhuis, Alto Cafe vb. kahvelerde bir bardak birayla gecenin geç saatlerine kadar müziğe doyarken; hiçbir garson başınıza dikilip başka ne içeceğinizi sormaz. Buralarda önemli olan cazın keyfini çıkarmaktır.
    Kent aynı zamanda bir müzeler şehridir. En başta gezilecek olan müzeler (Rijkmuseum, Van Gogh ve Stadeliyk), "museumplain" denilen mekanda toplanmıştır.
    Kentin en ünlü meydanı olan Daum Meydanı'nda bir süre vakit geçirmek zorunludur. Kraliyet Sarayı'nın önünde uzanan bu meydanda, günün her saatinde müzik gruplarını, pandomimcileri, kukla gösterilerini izlemek, amatör müzisyenleri dinlemek mümkündür (60'lı yıllarda radikal gençlik hareketlerine de sahne olmuttur).28
    Kısacası Amsterdam; renkli, canlı ve özgür kimliğiyle ilk görüldüğünde içine giremeyeceğiniz, ama sokaklarına daldığınızda vazgeçemeyeceğiniz bir kent olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şekil 7

Amsterdam Kenti Yaşam Mekanları

    2.6. İTALYA'DA KENT KİMLİĞİ UYGULAMALARI
    Sicilya'da ve Güney İtalya'da gelişim; İslamiyet'in gerileme döneminden başlayıp, 17.yy. a kadar uzar. İtalya'nın iki bölgesi de aynı paralellikte ve diyalekt içinde ilerlemiştir. Farklı yerleşme özelliklerinde, farklı organizasyonlara bağlı olarak, farklı mimari eserler ortaya çıkmıştır. Bu farklılık tarihe dayanmaktadır. Kuzey ve Güney İtalya'da şehirsel organizasyonlarda görülen bu farklılık, daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiştir.
    Kuzey İtalya'da_____________ Ortaçağ Politik Yaklaşımı (Krallık)
    Güney İtalya'da_____________ Merkeziyet
    idari sistemleri günümüz tarihi açısından önemlidir. Nitekim bu snucun getirdiği kent kimlikleri, İtalya'nın belirli bölgelerinde halen sürmektedir.
    Kimliği etkileyen en önemli faktör " yöre " dir. Belirli bir mahalin yapılmadan önce sahip olduğu ruh, yöre faktöründe görülmektedir (Genuslogi). Yöre faktörü, tekrarı imkansız bir yapıyı ortaya çıkardığından; İtalya'daki mekanların bir başka yerde tekrarını görmek imkansızdır.
    Roma'da 15-16-17. yy. larda, kentin rahipler tarafından ele alınıp, yeniden düzenlenmesi; kente yeni bir kimlik kazandırmıştır. Kökleşme devam etmiştir. İmparatorluk Roma'sı imajı kalmamıştır.30
    1968 yılından itibaren kentte koruma çalışmaları önem kazanmıştır. Kent, koruma amacıyla iki zona ayrılmıştır. A Zonu; çağlar boyu varolan dokunun mevcut olduğu bölge olarak kesin sınırlarla belirlenmiştir (Özel bölge). Yapılaşma koşulları çok daha yoğundur. B Zonu ise; 19. yy. konutlarının oluşturduğu bölgedir. Belli yapılanma koşulları vardır.
    Kentin kimliğe yönelik özelliklerini şöyle sıralıyabiliriz:
    a) Yatay bantta renk ve doku farklılığı yoktur. Aynı renk ortaklığı ve biçimsel özellikler hakimdir.
    b) Çatı bahçeleri kent içinde özel bir yer taşımaktadır.
    c) Tarihi çevredeki hassas yaklaşım, arkeolojik alanlar için de geçerlidir ("Reconstruction " yok).

d) Eski saraylar, idari binalar olarak kullanılmaktadır.31
    İtalya'nın; hem denizden, hem karadan güç alan, Akdeniz'in merkezinde bir yarımada oluşu kimliğine en önemli etkendir.32
    İtalya'da koruma çalışmalarının en önemli yönü halkın katılımıdır. Şirketler maliyeti, arttırdığı için, mahallelerde halkın beled,iyelere olan desteği güçlendirilmektedir (Halk- belediye köprüsü). Uzun bir geçmişe bağlı bulunan İtalya'da, tek anıttan başlayıp konuta kadar koruma çalışmalarını yürütüyorlar. Genellikle geleneklere bağlı kentler olarak korunmaktadırlar. Kentin korunması ve denetim altında tutulması;
    · Kültürel bilinç
    · Teknik ve kullanımsal görüş (Toplumun güncel ihtiyaçlarını tarihsel doku ile bağdaştırma zorunluluğu)
    olmak üzere iki ana görüşe bağlıdır.33

    2.6.1. Venedik'te Kent Kimliği Çalışmaları
    Batı Uygarlığı ile Doğu Uygarlığı arasında sembolik bir bağ kuran kent;
    - San Giorgio
    - Grande Kanalı
    - San Marco Meydanı
    değerleri ile Venedikliler'den çıkarak yabancılara ulaşmıştır (Kent bir simge haline gelmiştir). Bugünkü Venedikliler, kendilerini sosyal şartlara bağlı olarak, kentle içiçe hissetmektedirler. 34
    Venedik'te , kimliği belirleyen özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
    a. İtalya'nın kuzeyinde Venoto merkezinin limanıdır.
    b. Çok önemli, mimari, kentsel özellikleri olan, tehlikeli bir yapısı vardır.
    c. Çeşitli adalar üzerine kurulmuş olmasına rağmen; zemini çok yumuşaktır.
    d. 51 km. uzunluğunda, lagünün ortasında bulunmaktadır.
    e. 1.5 km. x 3 km. boyutunda bir adadır (Ana ada ve adacıklar).
    f. Her yıl 2 mm.- 1 cm. arasında sulara gömülmektedir.
    g. Adacıklar, kanallarla birbirine bağlanmaktadır..
    h. Merkeze araba alınmamakta, girişte otoparklar bulunmaktadır.
    i. Barbar istilasından kaçanlar tarafından kurulmuştur. Uzun süre Batı Roma İmparatorluğu'ndan ayrı cumhuriyet olarak yaşamıştır. 1800 yılında Osmanlılar'ın egemenliğinden kurtulmuştur. Ticaret hayatını kaybedince, tarihi ve turistik kent kimliğine bürünmüştür.
    j. Zamanında konut ve saray olarak yapılanmasına rağmen; bugün konaklama ve müze olarak kullanım daha çoktur.
    k. Önemli bir liman kenti olarak yapısını korumaktadır.
    l. Kentin siyasal ve idari yapısını yansıtan antik, gotik ve barok yapılar bulunmaktadır.
    m. Sosyal konut yapımına ayrılan fonlarla, 1963 yılından beri çok sayıda yapı yenilenmittir.
    n. Kentin kurtarılması için, 1974 yılında Uluslararası Komite kurulmuştur.35

Şekil 8

Venedi Kent Dokusu

Şekil 9

Venedik Kent Mekanları Arasındaki İlişki

Şekil 10

Venedik Kenti Görünüşü

   2.7. BÖLÜM SONUCU
    Avrupa'nın belli başlı ülkelerinde yaptığımız incelemelere göre, kimlik konusunda farklı arayışlar ve farklı sonuçlar elde etmiş bulunuyoruz. Avrupa'daki gelişmelerin iki farklı sonucunu, değişik ülkelerde değişik boyutlarda yaşıyoruz.;
    A) Fransa ve İtalya'da halkın desteğine önem vererek, daha kültürel boyutlarda, eskiye bağlı olarak ele alınan kimlik anlayışının;
    B) Almanya ve İngiltere'de kent planlama amaçlarını yeniden düzenleme ilkesine dayanarak, daha yenilikçi çağdaş bir kimlik anlayışının;
    C) Hollanda'da ise her iki ilkenin de yürürlükte olduğu, hem çağdaş hem de hem de tarihi bir kimlik anlayışının
    hakim olduğunu görüyoruz. Fransa'nın duygusal ve sanatsal ; Almanya'nın çalışma hayatı ve yasalara bağlı ; İngiltere'nin kentsel yaşama dönük ve politik ; Hollanda'nın estetik ve fiziki şartlardan kaynaklanan ; İtalya'nın ise ortaçağ havasını yansıtan ve Akdenizli yönleri kimliklerini etkileyen en önemli unsurlarıdır.
    Avrupa kentleri çok fonksiyonlu kentlerdir. Avrupa'da kimlik; coğrafi, ekonomik ya da etnik özellikler üzerinde esas alınmıştır. Katılım, kişisel kimliğin sonucudur. Etnik grupların kültürel kimliklerinin geride kalanları ve genel nüfuslarının, özel ulusal mevkide planlama için, yeni stratejilere ve daha çok duyarlı kesime ihtiyacı vardır.
    Avrupa planlaması daima, çok önemli bir belgenin siyasi bir birleşmeyi sağlaması gibi kabul edilmiş ve hayatın kalitesini düzeltmiştir (Avrupa Kent Plancıları, Avrupa Kent Plancıları Konseyi'nde daima önemli rol oynarlar.).
    Sonuç olarak; fiziksel çevrelerin kültürü ve bütün merkezi kent alanlarının yöre faktörünün (genius loci), planlamanın ve her kentte değişik durumlara uygun üretilmiş projelerin bir sonucu olması gerektiği söylenebilir.39